ULUSLARARASI VERGİ / KURUMLAR VERGİSİ / UYGULAMA
E-DENET Mali Müşavirlik | Mevzuat değerlendirme tarihi: 19 Ekim 2026
Yurt dışında vergi ödenmiş olması, şube kazancını Türkiye’de kendiliğinden istisna yapmaz. Önce faaliyetin gerçekten şubeye ait olduğu, sonra kazancın vergi yükü ve Türkiye’ye transferi doğrulanmalıdır. İstisna, yabancı verginin mahsubu ve asgari kurumlar vergisi ise ayrı ayrı değerlendirilir.
Türkiye’de tam mükellef bir kurumun yurt içi ve yurt dışı kazançları, kural olarak Türkiye’deki vergilendirme kapsamındadır. Yurt dışında ofis, depo veya faaliyet bulunması tek başına istisna yaratmaz. İstisna için hangi hükmün uygulanacağını doğru belirlemek gerekir. Bu yazı, yurt dışındaki iş yeri veya daimî temsilci aracılığıyla elde edilen kazançlara ilişkin KVK 5/1-g hükmüne odaklanmaktadır. [1, 2]
| Yapı veya faaliyet | İlk bakılacak düzenleme | Kritik ayrım |
|---|---|---|
| Türk kurumunun yurt dışı şubesi/iş yeri | KVK 5/1-g | Ayrı bir iştirakin temettüsü değil, kurumun kendi yurt dışı faaliyet kazancı. |
| Yurt dışında ayrı şirket kurulması veya pay edinilmesi | KVK 5/1-b ve ilgili diğer hükümler | Şube adı kullanılmasa da hukuki kişilik ve ortaklık ilişkisi esastır. |
| Yurt dışı inşaat, onarım, montaj ve uygun teknik hizmetler | KVK 5/1-h | Şube istisnasının bütün şartları bu özel düzenlemeye aynen taşınmaz. |
| Türkiye’den yabancı müşteriye yazılım/hizmet verilmesi | İşleme göre KVK 10/1-ğ, KDV ve diğer hükümler | Yabancı müşteri bulunması, yurt dışında şube bulunduğu anlamına gelmez. |
Yabancı sicil kaydı, kuruluş belgesi, Türkiye’deki kurumla bağlantıyı gösteren kayıtlar, yerel vergi numarası ve sözleşmeler birlikte okunmalıdır. Bir tabelada “branch” yazması veya Türkiye’deki ortakla aynı kişinin yabancı işletmeye de sahip olması yeterli değildir. Tersine, kanun yalnızca adı “şube” olan birimi değil, şartlarına uygun yurt dışı iş yeri ve daimî temsilciyi de dikkate alır. [1]
Bu nedenle ilk dosya notu, firmanın unvanından hareketle değil, “kazancı kim elde etti ve hangi hukuki yapı üzerinden elde etti?” sorusunun belgeli cevabından oluşmalıdır.
KVK 5/1-g kapsamındaki genel uygulamada, yurt dışı kazancın doğduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması ve kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması gerekir. Bu şartlar birlikte aranır. [1, 2, 3]
Ana faaliyet konusu finansal kiralama dâhil finansman temini, sigorta hizmetleri veya menkul kıymet yatırımı olan kurumlar bakımından özel vergi yükü şartı vardır: İlgili kazancın en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranı düzeyinde vergi yükü taşıması gerekir. Bu nedenle her faaliyet için tek bir kontrolü yeterli değildir. Güncel Türkiye oranı ve kurumun niteliği ayrıca belirlenmelidir. [1, 2]
İlgili ülkeyle yürürlükte bulunan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması da dosyaya eklenmelidir. Bununla birlikte, “anlaşma var” demek otomatik istisna demek değildir. Anlaşmanın iş yeri, ticari kazanç ve çifte vergilendirmenin giderilmesi maddelerinin somut faaliyete etkisi ayrı bir değerlendirme ister.
Yerel mevzuatta kurumlar vergisi oranının , veya % yazması, gerekli vergi yükünün oluştuğunu tek başına göstermez. Vergi tatili, istisna, ek indirim veya farklı matrah kuralları nedeniyle fiilî hesap farklılaşabilir. Kanundaki vergi yükü hesabında, ilgili dönemin gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergileri, bunlarla ilişkili kazanç esas alınarak değerlendirilir. KVK 5/1-g, hesaplama bakımından 5/1-b’deki vergi yükü tanımına gönderme yapar. [1, 4]
Basitleştirilmiş vergi yükü hesabı:
İlgili dönemin gelir/kurumlar vergisi benzeri vergileri ÷ (dağıtılabilir nitelikteki kazanç + bu vergiler).
Aşağıdaki iki varsayımsal örnekte muhasebe ve dağıtılabilir kazanç arasında başka fark olmadığı, sayılan verginin ilgili döneme ait gelir/kurumlar vergisi benzeri vergi olduğu kabul edilmiştir. Gerçek dosyada yerel mali tablo ile vergi beyannamesi arasındaki farklar ayrıca açıklanır.
| Kalem | Örnek A | Örnek B |
|---|---|---|
| Vergi öncesi kazanç | 1.000.000 birim | 1.000.000 birim |
| İlgili dönemin gelir/kurumlar vergisi benzeri vergisi | 180.000 birim | 100.000 birim |
| Vergi sonrası dağıtılabilir kazanç | 820.000 birim | 900.000 birim |
| Vergi yükü | 180.000 / (820.000 + 180.000) = | 100.000 / (900.000 + 100.000) = |
| Genel şartı bakımından | Sağlanır; diğer şartlar ayrıca incelenir. | Sağlanmaz; yerel kanuni oranın yüksek olması sonucu değiştirmez. |
Örnek B’de yerel kanuni oranın %, özel indirimlerden sonraki vergi matrahının 400.000 birim olduğu varsayılırsa vergi 100.000 birim çıkar. Buna rağmen kazancın hesaplanan vergi yükü ?ğil, ’dur. Bu örnek bir ülkenin gerçek vergi rejimini temsil etmemektedir.
KDV, gümrük vergisi, ücretliden kesilen gelir vergisi veya sigorta primi, yalnızca yabancı ülkede ödenmiş olmaları nedeniyle şube kazancının gelir/kurumlar vergisi benzeri yüküne eklenemez. Verginin niteliği, mükellefi, ait olduğu dönem ve kazançla bağlantısı açıklanmalıdır. Yıllık vergiye mahsup edilen avans veya geçici ödemeler de ikinci kez sayılmamalıdır. [1]
Şube sonucunun Türkiye’deki hesaplara alınması ile kazancın Türkiye’ye transfer edilmesi iki ayrı kontroldür. Yurt dışı faaliyet sonucunu yalnızca para geldiğinde kayıt altına almak, kazancın dönemselliğiyle; para gelmeden merkez-şube hesabını kapatıp “transfer tamamlandı” demek ise istisna şartıyla ilgili risk doğurur. Tebliğdeki şube kazançları ve dönem sonuçlarının genel hesaplara alınmasına ilişkin açıklamalar birlikte okunmalıdır. [1, 3]
Transfer dosyasında; gönderen birim, alıcı kurum, banka hareketi, tutar, valör, döviz cinsi ve ait olunan kazanç dönemi eşleştirilmelidir. Daha önce gönderilen sermaye/işletme finansmanının geri alınması, yeni borç kullanılması veya başka bir iştirakten gelen temettü, açıklamasız biçimde şube kazancı transferi sayılamaz.
Son günü, şirketin hesap dönemi ve geçerli beyan süresi üzerinden belirleyin. “Her şirket için aynı takvim günü” varsaymayın; özel hesap dönemi veya usulüne uygun süre uzatımı varsa etkisini ayrıca kontrol edin. Geç transferin, önceki yıl için sağlanmayan şartı kendiliğinden tamamladığı veya kazancı otomatik olarak sonraki yılın istisnasına dönüştürdüğü kabul edilmemelidir. Kısmi transfer ve mahsuplaşma gibi durumlarda da somut belgelerle ayrıca değerlendirme yapılmalıdır. [1, 3]
24 Mayıs 2026 tarihli 25 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği, faaliyet esaslı istisnalarda aynı istisna kapsamındaki kâr ve zararların birlikte değerlendirilmesini açıklamaktadır. Yurt dışı şube kazançları da bu kapsamdadır. Farklı istisna konularını veya şartları sağlanmayan bir faaliyeti tek havuzda toplamak ise aynı şey değildir. [5]
Örneğin aynı hesap döneminde ve aynı istisna kapsamında değerlendirilen iki şubenin, Türkiye kayıtlarına doğru şekilde alınmış sonuçlarının 1.500.000 TL kâr ve 300.000 TL zarar olduğu varsayılsın. Bu kapsamdaki net faaliyet sonucu 1.200.000 TL olur. Kârlı şube için 1.500.000 TL istisna gösterip 300.000 TL zararı ayrıca Türkiye’deki vergiye tabi kazançtan düşmek, aynı ekonomik sonucu iki kez avantajlı kullanmaya yönelir. [1, 5]
Yurt dışı zararın Türkiye’de indirim konusu yapılması ayrıca KVK 9’a tabidir. İstisna kazançlarla ilişkili zararların durumu, beş yıllık sınır ve yurt dışı denetim/tevsik koşulları incelenmeden yalnızca yerel gelir tablosundaki eksi tutar beyannamede indirilemez. Yabancı ülkede de mahsup edilen zararlar bakımından mükerrer yararlanma kontrolü gerekir. [1, 6]
Genel şube istisnasının şartları sağlanmadığında, kazancın Türkiye’deki matraha etkisi ve yabancı ülkede ödenen verginin KVK 33 kapsamında mahsubu ayrı çalışılmalıdır. “İstisna yoksa yabancı vergi kesinlikle kaybolur” demek de “yurt dışında ne ödendiyse Türkiye’de aynen düşeriz” demek de doğru değildir. [1, 7]
Mahsup, kural olarak Türkiye’de vergilendirilen ilgili yurt dışı kazanca isabet eden Türkiye kurumlar vergisiyle sınırlıdır. Yabancı verginin türü, ödendiğine ilişkin yetkili makam belgesi, gerekli tasdik/tevsik işlemleri, ilgili dönem ve kanundaki süreler kontrol edilir. İlgili kazancın vergi dâhil/gayrisafi tutarıyla ele alınması gereken durumlarda yalnızca net banka tahsilatını gelir yazmak da mahsup hesabını bozar. [1, 7]
Normal kurumlar vergisi hesabında istisna tutulan kazanca ait yabancı vergiyi ayrıca Türkiye’deki başka kazançların vergisinden mahsup etmeye kalkışmak ise ayrı bir mükerrerlik riskidir. İstisna çalışma kâğıdı ile yabancı vergi mahsup çalışma kâğıdı birbirine karıştırılmamalıdır. [1, 4]
KVK 5/1-g istisnasına hak kazanılması, tek başına Türkiye’de hiçbir kurumlar vergisi doğmayacağı sonucunu vermez. GİB’in 2026 rehberinde bu istisna, yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından genel olarak düşülemeyen istisnalar arasında sayılmıştır. Bunun yanında, Türkiye’nin vergi alma hakkının bulunmadığı veya istisna uygulamak zorunda olduğu anlaşma kapsamındaki kazançlar için rehberde ayrı açıklama vardır. Anlaşmanın yöntemi ve asgari vergi hesabı dosyada ayrıca incelenmelidir. [8]
Aşağıdaki dosya yapısı E-DENET’in iş organizasyonu önerisidir; bütün ülkelerde aynı resmî belge adlarının kullanıldığı varsayılmamıştır.
| Dosya bölümü | Toplanacak veya hazırlanacak bilgi | Verilecek cevap |
|---|---|---|
| 1. Hukuki yapı | Sicil/şube belgeleri, yerel vergi kaydı, Türkiye’deki kurumla bağlantı. | Şube mi, iştirak mi, başka yapı mı? |
| 2. Faaliyet | Sözleşmeler, iş tanımı, faturalar ve fiilî organizasyon. | 5/1-g mi, başka hüküm mü? |
| 3. Dönem sonucu | Yerel mali tablolar, mizan ve Türkiye kayıtlarına geçiş mutabakatı. | Hangi dönemde ne kadar kazanç var? |
| 4. Vergi yükü | Yerel beyanname, tahakkuk/ödeme ve kazanç-vergi mutabakatı. | Doğru vergilerle gerekli oran sağlanıyor mu? |
| 5. Transfer | Banka belgeleri ve dönem bazında kazanç-transfer eşleştirmesi. | Kazanç zamanında Türkiye’ye geldi mi? |
| 6. Anlaşma | Yürürlükteki anlaşma/protokol ve uygulanacak maddelere ilişkin not. | Türkiye’nin vergileme hakkı ve giderim yöntemi ne? |
| 7. Zarar ve mahsup | Aynı istisna içindeki sonuçlar; yabancı vergi ve zarar çalışma kâğıtları. | Çifte indirim veya eksik tevsik var mı? |
| 8. Beyan | Normal vergi, asgari vergi ve beyanname satırları kontrolü. | Muhasebe sonucu ile beyan sonucu tutarlı mı? |
Yabancı dildeki belgelerde tercüme, tasdik ve belgenin düzenleyen makamca doğrulanabilirliği, belgenin kullanım amacına göre belirlenmelidir. Her evrak için aynı tasdik yöntemini varsaymak yerine özellikle yabancı vergi mahsubu ve zarar indirimi bakımından özel tevsik şartları kontrol edilmelidir. [1]
Yurt dışı şube dosyasında asıl risk çoğu zaman vergi oranını bilmemek değil; hukuki yapı, yerel mali tablo, vergi beyannamesi ve banka transferinin birbirini açıklamamasıdır. Yerel müşavirden yalnızca “vergiler ödendi” yazısı almak yerine, kazançtan vergi yüküne ve transfer edilen tutara kadar uzanan bir mutabakat istenmelidir.
Doğru dosya, “yurt dışında vergi ödedik” iddiasını değil; hangi kazanç için, hangi hükme göre, hangi tutarda ve hangi tarihte şartların sağlandığını gösterir. Bu çalışma yıl sonunda aceleyle değil, yabancı şubenin dönem kapanışı planlanırken başlatılmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; belirli bir mükellef için verilmiş özelge, uygunluk raporu veya kesin vergi görüşü değildir. Örnekler varsayımsaldır. Somut işlemin belgeleri, ilgili dönem mevzuatı ve gerektiğinde ülke/anlaşma hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Makaledeki iç kontrol önerileri, kanun ve tebliğlerdeki resmî belge yükümlülüklerinin yerine geçmez.